Hakkımda
Bir dem belâ-yı aşktan etme cüdâ beni... Ben benliğimden geçtim gözümdeki perde açıldı ve Allah a kavuştum........
Son Yazılarım
Çağın hastalığı can sıkıntısı
KARŞI CİNSTEN İNSANLARLA ARKADAŞLIK
ÇAĞDAŞ HAYAT ( !) VE KADIN :
BATININ AHLAK STANDARTI
Menü
Ana Sayfa
Profilim
Arşivler
Arkadaşlarım
selcukzengin
anadoluhaber
islamhukuku
ERBAKANCİ
olcayedepli
sena1206
filizinmutfagi
diğer
yazmak istediklerinizi buraya
diğer
yazmak istediklerinizi buraya

11/1/2007 - Çağın hastalığı can sıkıntısı

Çağın hastalığı can sıkıntısı

7'den 70'e herkesten duyarız bu sözü, “bu gün çok canım sıkılıyor.” Dünya hayatının tüm zevklerini hızla tüketen ve yalnızlığa mahkum olan bir gençlik geliyor.

“İNTERNET.” Sanal dünyaya hoş geldiniz.

İyi ve dozunda kullanıldığında teknoloji harikası diyebiliriz. Fakat iyi kullanılmadığı taktirde, “Teknoloji hastalığı, yani can sıkıntısı” ve beraberinde getirdiği ruhsal tahribatlar yaşayabiliriz.

“Kimine göre bilgi hazinesi, kimine göre dünya kütüphanesi, kimine göre açık üniversite.” Bu öyle bir dünya ki, “sözlerin sustuğu, parmakların konuştuğu” ve insanları hızla yalnızlığa çektiği sanal dünya... Bu yalnızlığa doğru yol alırken, iş hayatında sekreterimiz cep telefonu, ofisimiz internet oldu... Anlayacağınız neredeyse tek oda da, tek başına şirket olduk. Avrupalıların dediği gibi, (Home Office) yani evimiz işimiz oldu.

Bu durma baktığımızda, uzay filmlerinde izlediğimiz, telepati olayları sanki gerçekleşiyor izlenimi veriyor insana. Yanlızlığa alışan gençleri bekleyen bir başka gerçek ise, tüm örf ve adetlerimizin yavaş, yavaş unutulup, sosyal yaşantıdan hızla uzaklaşmalarıdır. Sonuç olarak önlem alınmadığı taktirde, yeni nesilleri yanlız ve sıkıntılı bir gelecek beklemektedir.

İnternet tiryakiliği sadece gençlerle sınırlı değildir. İlkokul çağlarındaki çocuklarda da görmekteyiz. Çocukların en doğal hakları olan oyunları dahi, "açık havada arkadaş ortamında, park ve bahçelerde" olması gerekirken, sanal ortamlarda tek başlarına bilgisayar oyunlarına kilitlenerek bu sahte zevki yaşamaya çalışmaları, onlarda geri dönülmez ruhsal tahribatlara yol açmasına sebep olabilir.

Zengin hastalığı can sıkıntısı

İstatistikler, zengin ve refah seviyesi yüksek ülkelerde, psikiyatri hastalarının daha çok olduğunu gösteriyor. Bu ülkelerde henüz 18 yaşında olmadan tüm heyecan ve zevkleri hızla tüketen gençlik, bulunduğu hiçbir ortamdan zevk alamaz hale gelebilir. Bunun sonucunda da, ruhsal çöküntüler ve kötü alışkanlıklar olabilir.

Doğal olarak insan, istediği bir şeyi elde edene kadar heyecan duyar. Elde ettiğinde bu heyecan hızla yok olur. Sürekli yeniliklerin arayışına girer. Bu kısır döngü sonunda isteksiz hale gelip, her istediği sıradanlaşmaya başlayana kadar sürer. Toplumun diğer kesimlerine göre her şeyi elde edebilen insanlar, Allah'a şükredeceği yerde, doyumsuz nefsinden dolayı, arayışlarının içinden çıkamaz hale gelir. Sonuç olarak can sıkıntıları başlar.

Kuran'da Hz. Süleyman'ın kendisinden sonra kimseye nasip olmayan, büyük bir zenginlik ve mülkün sahibi olduğunu ve bu nimete olan şükredici tavrını şöyle anlatılır:

"Rabbim, beni bağışla ve benden sonra hiç kimseye nasib olmayan bir mülkü bana armağan et. Şüphesiz sen, karşılıksız armağan edensin."Böylece rüzgarı onun buyruğu altına verdik. Onun emriyle dilediği yöne yumuşakça eserdi. O da demişti ki: "Gerçekten ben, mal (veya at) sevgisini Rabbimi zikretmekten dolayı tercih ettim…" (Sad Suresi,32.35.36)

Can sıkıntısıyla nasıl baş ederiz?

“Dünya hayatı yalnızca bir oyun ve bir oyalanmadan başkası değildir.”(En'am Suresi.32)

Ayetin ifadesiyle, bu oyunun farkına varıp, hayata hep heyecanla bakmaktır. Çünkü, heyecanın ve şevkin bittiği yerde sıkıntılar başlar. Heyecanı sürekli yaşatmanın tek anahtarı ALLAH inancıyla beraber, dünyadaki var oluşumuzun amacını keşfetmektir .

Neden var olduk? Bu sorunun cevabını derin düşünerek aramaktır. Bu cevap Kuran'da,

“Ben, cinleri ve insanları yalnızca bana ibadet etsinler diye yarattım.”(Zariyat Suresi,56

"... Haberiniz olsun; kalpler yalnızca Allah'ın zikriyle mutmain olur." (Rad Suresi, 2 ayetiyle haber verilmektedir.

Ayrıca düşüncelerimizde, geçmişin muhasebesini tekrar-tekrar yapmadan, bedeni ve zihni boş bırakmadan, geleceğe dönük çalıştırmaktır... Kendimizi monotonluktan kurtarıp, her gün yeni bir sayfa açmaktır.

Sıradanlıktan kurtulmanın bir başka yolu da sabit fikirlerden kurtulup, yeniliklere açık olmaktır. Hangi yaşta olursanız olun, kendinize severek yapacağınız bir meşguliyetiniz mutlaka olmalıdır. Sabah şevkle uyanmanız için size ihtiyacı olan, sizin sorumluluğunuzda olan bir uğraşınız olması gereklidir. Bunlar: Çiçek bakımı olabilir, çocuk olabilir, hayvan olabilir. “Hatta en önemlisi, her yaşta yapılabilen ve en güzel uğraş olan, spor olabilir.”

Belli bir yaştan sonra (emeklilik ) yaşlarında daha da boş zaman olacaktır. Bu boş zamanlara hazırlık, gençlik yıllarında edinilen faydalı alışkanlıklarla doldurulabilir. Aksi taktirde, emeklilik yaşlarında işlerinin büyük bir kısmında azalmalar olduğundan, can sıkıntısıyla baş etmeleri mümkün olmayacaktır.

“Unutulmaması gereken en önemli alışkanlık ise, kitap okumaktır. Dolayısıyla insanlara, okuma tiryakisi olmalarını öneriyorum.”

Sıkıntıları gidermenin bir başka yolu da dua ve ibadet etmektir. Düzenli yapılan ibadetler insanı başıboşluktan ve tembellikten kurtarıp, harekete geçirir. Allah'a karşı olan görevimizi yerine getirmenin, manevi huzurunu vererek vicdanımızı rahatlatır...

İnsanların arasında yaşanan yalnızlık

Kalabalıklarda yaşanan yalnızlık bence tüm yalnızlıklardan daha zordur. Bu yalnızlık, kimsenin seni anlayamaması, bulunduğun topluma göre bilgi seviyenin yüksek olması, insanı sessizliğe ve yalnızlığa mahkum edebilir. Hatta, aynı evi paylaşmak zorunda kalan ve eşleriyle anlaşamayan yalnız insanları görmek de mümkündür.

Yalnızlığı avantaj olarak kullanmak

“Verimli insanlar yalnız değildir.”

Fikir üreten güçlü ve zeki insanlar, yalnızlığı avantaj olarak kullanmayı çok iyi bilenlerdir. Belki bu insanlar kalabalıklar arasındaydılar ve hep öndeydiler fakat, düşüncelerinde hep yalnızdılar. Bu insanlar yalnızlıklarını ilim ve biliyle doldurarak, tarih boyunca insanlığa büyük hizmetler ve icatlar yapmış yalnız adamlardır.

Hatta peygamberler de, düşünce ve ilim açısından hep yalnızdılar. Fakat bu onların Allah'a olan bağlılıkları, inançları ve teslimiyetleri derecesinde, kendilerine verilen akıl ve ilmin, iç dünyalarında yaşadıkları meşguliyetleri ile, kimsenin anlayamadığı dopdolu bir yalnızlıktır.

alinti

Yorumlar (5) :: Yorum Gönder! :: Bağlantı

28/12/2006 - KARŞI CİNSTEN İNSANLARLA ARKADAŞLIK

NOT : NOT : AŞAĞIDAKİ YAZI BİR İSLAM ALİMİNİN YAZISI DEĞİL,AKSİNE BİR YABANCI YAZARIN EVLİLİĞİN HAYAT BOYU MUTLU ŞEKİLDE SÜRMESİ İÇİN YAZDIĞI EŞLERE TAVSİYELERDEN OLUŞAN BİR KİTAPTAN ALINMIŞTIR !( Z. ZİGLAR : HAYAT BOYU  FLÖRT )

 

 

                        KARŞI CİNSTEN İNSANLARLA ARKADAŞLIK

 … Karşı cinsten insanların uzun süreli çalışma ilişkilerinde olaylar genellikle sinsice gelişir.Kişi ”Karşı cinsten filanca kişiyle sadece  arkadaşız” dediklerinde kesinlikle kendilerini aldatmaktadırlar.Bazen doğru gelebilir yada ilişkinin başında doğru gelebilir. Oysa pek çok durumda karşı cinsle kurulan arkadaşlık bir süre sonra, diğerinin zekası yada mesleki yeteneğine duyulan saygıya bağlı olarak arkadaşlıktan öte bir şey haline gelmeye başlar.İlişki adım adım daha açık ve güvenilir bir nitelik kazanır.Küçük şeyler paylaşıldıkça bir takım tesadüfler ve ortaklıklar sonucunda daha yakınlaştığınızı fark edersiniz.

               Eğer evliyseniz eşinizle aranızdaki farklılıklar yavaş yavaş su yüzüne çıkmaya başlar. Bir bakmışsınız ki yeni arkadaşınızla her şeyde uyuşurken ,eşinizle hiçbir konuda uyuşmaz hale gelmişsiniz.Tabii sonunda diğer insanla (arkadaşınızla) uyum faktörü yada fiziksel çekicilik nedeniyle hormonlar faaliyete geçer ve kaçınılmaz olay nihayet gerçekleşir.Olmasını asla tasarlamadığınız şeyler olur.    Konunun trajik  yanı  Çoğu cazip şeyin zamanla felaket getireceğinin başta inkar edilmesidir.

                Karşı cinsten biriyle gözlerin  SANİYENİN ONDA BİRİ KADAR BİR ZAMANDA uzunca birleşmesi , koridorda yanından geçerken özel bir itina göstermek,herhangi bir yerde tesadüfen çarpışmak,TOKALAŞIRKEN veya bir şey alıp verirken ellerin bir iki saniye daha uzun tutulması,… bunlar ve bunun benzeri ipuçlarını görmemezlikten gelmek … bu gibi şeyler kırmızı bayraklardır böyle durumlarda kendinize “zararsız flört “ olamayacağını hatırlatın.

             Eğer evli iseniz  olan şeyi dürüstçe kabul edin – mazeret aramayın – ve eşinize bağlılığınızı hatırlayın.  İş yerinizdeki arkadaşınızla veya sekreterinizle bir kere yemeğe çıksam ne olur  , demeyin : Boşanmaların yüzde yetmişi aynı iş yerinde veya yakın iş birliği halinde çalışan şahısların yakınlaşması sonucu oluşuyor.yüzde ellisi de eşlerden birinin bir alış veriş merkezinde veya otoparkta karşı cinsten biri ile tanışması ve o kişiye karşı ilgi duyması ile gerçekleşiyor.

              Kısacası sekreterinizle veya işbirliği içinde olduğunuz karşı cinsle iş yemeğine veya bir yerde  buluşmanızın  size hiçbir kazancı olmaz , ama kaybedeceğiniz çok şey olur!

              İşin gerçeği bu konuda duyarlı öğütler vardır :” evlilikten önce iffet , evli iken sadakat gerekir.”

             Karşı cinsten biri ile çalışmanız gereken durumlar olacaktır. Bu durumu önleyemeyebilirsiniz ama kendi düşünce ve konuşmalarınızı pekala denetleyebilirsiniz.

             Temel sorun , dostluk ile  flört arasındaki çizgiyi aştığınız  zaman sonuçta  bir şeylerin yaşanabilecek olmasıdır.yaşananlarda kötü sonuçlar doğurur.

Yorumlar (0) :: Yorum Gönder! :: Bağlantı

28/12/2006 - ÇAĞDAŞ HAYAT ( !) VE KADIN :

Çağdaş olduğu iddia edilen hayat tarzında kadınlar ,kendilerinin dış görünüşleri ile değer kazanacakları konusunda ikna edilmiş durumda bulunmaktadırlar.Bilgi,görgü,zeka'dan önce uzay çağının ,21. yüzyılının kadınının  (!) değeri sarı (bazen kızıl...! ) saçlar ,ikide bir değişen vücut ölçüleri daralıp bollaşan, bazen yırtık, bazen sökük ...ama daima modacılarla kumaş tröstlerinin anlaşması ile çoğu da  cinsel tercihini tuhaf şekilde yapan kreasyoncularca hazırlanmış moda elbiselerini  giyen ,kendince karar vermesine izin verilmeyen makyaj, giyim, ...hatta hayat tarzına, yaşam tarzına ( yani dinine) başkalarının karar verdiği evlendiği kocasının yanında yüzünde salatalık maskesi , saçlarında bigudi ...vs ile dolaşan ve kocası ile yatağa bu halde iken girerken sabah evden çıkarken , kocasından ayrılırken makyaj yapmaya çalışan süslenen, kokular sürünen kadın ne kadar hayatında hür  ve doğru karar verme hakkına sahip olabilmektedirler acaba...?Örneğimize devam edelim ;her çağdaş kadın aynı şeyi yapsa, eşinin yanında savaş boyalarını sürünmüş gibi dolaşırken dışarıya çıkarken süslense eşleri ,hayat arkadaşları hanımından uzaklaşıp gözü dışarıya kaymaz mı ?Öyle ya eşine değilde dışarıdaki insanlar için süslenen kadın eşini ne kadar kendine bağlayabilir...? Kocasıda tıpkı kendi eşi gibi ,eşi için süslenmeyen ,başkaları için farkında olmadan süslenen diğer kadınlara ilgi duysa ,aynı şeyi başka erkek kendi eşine karşı hissetse toplumda aile ,ahlak ne hale gelir ,öyle değil mi!Flörtle başlayıp ,aşkla alevlenen ,evlilikle sonuçlanan çağdaş evlilikler ;ihanet,kısa süren evlilikler , boşanmalar asrı olan  asrımızın temel kaynağı bu ters mantık olmasın sakın...! Hatalı olan ne kadın ne de kocadır, hata iki cinsede modern hayat diye bu tuhaf  ve ters mantığı kabul ettirenlerdir!   

    İslam'da ise kadın dışarıda örtünür , süsünü ,çekiciliğini evde eşine saklar.Tabiiki aynı durum erkek içinde söz konusudur!

  Yine acaba neden hostes hanımlar onlarca erkeğe hizmet ederken , yemek ikram edip ,yastık kabartıp , kemer bağlarken... medeni olurlar da evlenip işini terkedip   sadece eşine hizmet etmeye karar verince tenkide uğramaktadır."Hayatını güvence altına almak,ekonomik özgürlük..."  sözlerinin arkasında doğru ve güvenilebilen bir eş ,hayat arkadaşı bulunamaması  gibi bir mantık yatıyor olmasın sakın?

    Sokakta kızımızın beline bir erkek kolunu dolasa ona kızarız da adı " dans " olunca bu harekete neden tepki  göstermeyiz acaba !!?? Adı "Moda " olunca  yırtık,çıplak,tuhaf elbiseleri neden doğal karşılarız ! Kızımız veya oğlumuz  " iç çamaşır " ile dışarıda dolaşsa   buna şiddetle karşı çıkarız da   adı " mayo veya şort " olunca neden buna karşı  çıkmayız !

Yorumlar (yok) :: Yorum Gönder! :: Bağlantı

28/12/2006 - BATININ AHLAK STANDARTI

Norveç’te temyiz mahkemesi, striptizin bir sanat olduğuna hükmetti. Oslo Yüksek Mahkemesi, striptiz yapılan özel kulüplerin giriş biletlerinin katma değer vergisinden muaf olmasına yönelik daha önce bir mahkemenin verdiği kararı onayladı ve mahkemenin 3 yargıcı da oy birliğiyle striptizin bir sanat olduğunu tescil etti( Haberturk.com :6 Aralık 2006 )BU MANTALİTEYE SAHİP İNSANALARIN KANUNLARI VE YAŞAM STİLLERİ İLE DAHA NE ZAMANA DEK...!!!:(
*ABD'li  oyuncu Halk BERRY , oscar ödülü aldığı törende ,evli olduğu halde ödülü aldığı aktör A. Brody ile "ateşli bir şekilde" öpüşerek tebrik edilir !(2003)

*İngiltere'de 8 premier lig oyuncusu , 17 yaşındaki bir kıza tecavüz ile suçlanır (2003)...Oyuncular:"sık sık otellerde oda ve kızları değiştiriyorduk..." derler . İngilizin midesi onları ilgilendirir ama O kızlar bizim kızlarımız,kız kardeşimiz,annemiz  olsun ister miydik acaba , çünkü o kızlar birinin kızı,kardeşi eşi,annesi...?!

*Her 4 kadından birisinin tecavüze uğradığı ABD'de bekaret kemeri yeniden satılmaya başlanır !

*ABD'de 50  eyaletin 48 'inde, yapılan araştırmalar sonucuna göre genç  kızlar ev  kadınlığını iş hayatına tercih etmektedir ( New york  ve California  hariç )

*ABD'de ortalıkta dolaşan silah sayısı 235 milyon.Çeteler polislerle içiçe ve her evin kapısında üst üste bir kaç kilit var...

*ABD ulusal araştırma enstitüsü : Her üç eşten biri boşanma davası açıyor !

*ABD ve Avrupa'da özgürlükten yana olan evli çiftler , tatillerini tek başlarına geçirmeyi tercih ediyorlar ...!...!

*Time dergisi :1985-1995 yılları arasında  çocuklar arasındaki  cinayet oranı % 153 arttı !

*Alman kadınlarının %60'ı  eşinden dayak yiyor , bunların arasında doktor,avukat eşleri de var...sığınma evlerine dayaktan sonra en çok kızını kocasından kurtarmak isteyen kadınlar sığınıyor (ensest: Bizler haremlik-selamlık'ı  savununca bizlere denmedik kalmıyor .. ! ) Liselerde uyuturucu çok yaygın ( Hamburg sığınma evi çalışanı Işık Soner ile Milliyetin yaptığı mülakat)  

*İsviçre Zürih kenti , Sihl ırmağı kıyısı , uyuşturucu kullananların  "cenneti" olarak kabul edilir.İsviçre'de uyuşturucu kullanmak serbest , satmak suç  kabul ediliyor.

*ABD Ünitaryen kilisesi  eşcinsel evliliğine onay verdiğini ilan eder.

*Alman Bild gazetesi Detlef ile Christian adlı iki erkeğin kilisedeki düğün (!) resimlerini yayınlar .

*ABD New jersoy  eyaleti iki eşcinsel erkeğin  evlatlık edinebilmelerine izin verildi.New York'ta ise William cash ile Roy andrew adlı erkekler evlenirler.

*ABD'de New York'ta iki lezbiyen (Jenni Blossom ve Bianca Powell ) evlenirler.

*Madonna ile bayan C. Love  bir arada beraber  yaşarlar .

*Robert  Kennedy , Rus balet  Rudolph    Nureyen   ile birlikte yaşadığı ortaya çıkar.

*ABD'li lezbiyen albay ( Debra  Meeks )12kadın askerle zorla aşk yapmış.

*ABD'de eşcinselliğini açıkça ilan edip seçilen kongre üyesi,yargıç,belediye başkanı,meclis üyesi sayısı 61 'dir (1992 )

*ABD  NBC televizyonu : polis kayıtlarına  göre  yılda 3 milyon  kişi  aile bireylerinin tecavüzüne  uğruyor.Günde tam  1100  çocuk  tecavüze  uğruyor.

*Dale  Carneige : ABD'de   her  35  dakikada  bir intihar , 120 saniyede bir delirme olayı oluyor.Her  23  dakikada bir kişi öldürülüyor, 6 dakikada bir bir kadının ırzına geçiliyor, 49 saniyede bir kişi  saldırıya  uğruyor .ABD'de  polis dışında  gönüllü  koruyucu birlikler  kuruluyor ( 1986  verileri  ile !)

*İngiltere'de  Müslümanlar  Hz. İsa'yı eşcinsel  olarak gösteren oyunun yazarı Mcnally  için ölüm fetvası verilmesi  istenir .                                               

*ABD'de AIDS'den ölen eşcinsel sayısı 17.789'dur (1992 )      

*Oyuncu Deni  Moore zayıf gözükeceğim diye süt karıştırıp içmektedir.

*Nevada'da her yıl kadınlar çıplak iken baştan aşağı boyalarla boyanıp , sınırsız özgürlüğün tadını çıkarttırmaktadırlar...!

*İngiliz Ulaştırma bakanının ( S. N. Blackpool) bir eşi , 4 metresi olduğu ortaya çıkar.

*İngiltere'de uyuşturucu kullanmak serbest , satmak yasak Adam başı eşcinsel lokali var.Soho'daki kulüplerin yarısı ise lezbiyenlere ait.

*İngiltere'de Channel 4 televizyonu ,kral Edward'ın  vatan haini olduğu için krallıktan uzaklaştırıldığını , olayı örtmek için ise " aşkı uğruna tahtı terkettiğini " dünyaya duyururlar , Zaten daha sonra eşinin eski kralı aldattığı ortaya çıkar...!

*Ünlü ET filminin çocuk oyuncusu D. Barry More 11 yaşında alkolik , 13'ünde uyuşturucuya başlar , 20'sinde kliniğe yatar.

*Aktör Marlon Brando'nun oğlu cinayetten hapse atılır, kızı ise intihar eder ,...Brando'nun  özel bir adası bile vardı ...Ama iç alem ,huzur eksikti...

*Kilise'de papazmatik : Otomatik günah çıkarma makinaları var artık .cezalara bir örnek : Patronunu öldürenin cezası  : " Meryam ana'ya yüz dua ve 1000 $ bağış  yapılacak ...!

*İtalyan  kiliseleri mum  fiyatları  artınca , para karşılığı lamba yakmaya  başlanır.

*Almanya Bild gazetesi : Alman baba ve kızın 4  çocuğu oldu ( 1990)

*Rick Mardin ile erkek şarkıcı G. Michael arasında tuhaf bir arkadaşlık olduğu medyaya yansır !

*AVRUPA’DA EVLİLİK DIŞI ÇOCUK SAYISI:DANİMARKA % 48,İNGİLTERE 5 30 , ALMANYA % 18 , FRANSA % 14’TÜR…

* İSPANYA’DA İLKOKUL 4 VE 5. SINIF ÇAĞINDA 80 BİN KIZ ÇOCUĞU HAMİLE  BIRAKILMIŞTIR

* BOŞANMA ORANI RUSYA’DA % 33, İNGİLTERE2DE % 32 ,FRANSA’DA % 19’DUR

*ANNE BABASI İLE BERABER YAŞAYAN AİLE SAYISI DEVLETİN SAĞLADIĞI EKONOMİK TEŞVİKLERE, VERDİĞİ ÖZEL İZİNLERE RAĞMEN AVRUPA’DA % 8 ‘DİR.

*ZAMANIN BAŞKANI  CLİNKTON’UN 15 DANIŞMANI EŞCİNSELDİR.ABD’DE 20 MİLYON EŞCİNSEL VARDIR. BU DA NÜFUSUN  %   10’UDURBU ORAN YUNANİSTANDA % 17 ‘DİR YANİ ALTIDA BİRDİR.

*AMERİKA , ÇOCUK  YILDIZ JONBENET RAMSEY'İN  TECAVÜZ EDİLİP ÖLDÜRÜLMESİ İLE  SARSILDI.  6 YAŞINSAKİ BU  ÇOCUĞUN WAMP GÖRÜNÜŞLÜ BİR BARBİE'YE  DÖNÜŞTÜRÜLMESİ TARTIŞILIYOR ( ANNESİ DE 1977 VİRGİNİA GÜZELİ  İDİ...)

*31.8.1996 : İNSANLIĞIN  KARA YÜZÜ :  " DÜNYA 'DA MİLYONLARCA ÇOCUK SEKS  TACİRLERİNİN  KÖLESİ..."

**Dünya Nüfusunun %5'ini Oluşturan ABD ,Dünya Kaynaklarının % 25'ini Tüketmektedir !

 

  Show TV'de bir haber : " Havuzda öpüşme yarışması...Sunucu turist bir kadına yaklaşır ve duygularını sorar , kadın :" Aslında eşimle yarışmaya katılacaktım ama eşim havuzda öpüşmekten hoşlanmıyor bende burada yeni tanıştığım  biri ile yarışmaya katıldım " der. Hangi  Müslüman erkek bu  durumu kabullenebilir...?

     Tv'de "yalan rüzgarı" adlı diziden bir bölüm : kadın bir erkeğin yatağından kalkar , kocasının yanına gider karşılaştığı üçüncü erkeğe " seni seviyorum " der ve bu kadın hamiledir...Bu kadar geniş yürekli bir  Müslüman erkek olabilir mi - olay bir dizi , abartma itirazlarına şöyle yanıt verelim , sinema ; hayatın ekrana yansımış haklidir , yani batının yaşam stili ekrana yansımaktadır!-

    Yabancı sinemalarda  sık sık   gördüğümüz bir sahne : Kadın - veya erkek- bir bara girer , biri  ile tanışır ve geceyi beraber geçirirler  - yani orospu 'dan beter bedavaya  bir yabancı ile yatar, pislikten de pis ! -......Hangi  Müslüman  kızının böyle bir çağdaş hayatı yaşamasını ister...

    Fahişeliği doğal  kabul edip , sokak ortasında , ki  buna itiraz edenler vergisini vermediği için itiraz etmektedirler, kadınların ,çocukların ,erkek-kadın fahişelerin satıldığı et pazarları, sistem  kurbanları  alkolik,uyuşturucu bağımlısı insanların dolu olduğu bir düzen ,Anal sex... gibi küçük düşürücü ve  kadına acı veren ,alçaltıcı bir cinsel ilişki türünü olağan kabul eden bir hayat  tarzı ,    Afrika ve asyadan  her sene avrupa'ya kaçırılıp satılan 500.000 çocuk ,

    Ateizm , Satanizm, darwinizm,Anarşizm, I ve II. dünya savaşlarının doğduğu kaynak ve ortam ; Çağdaş batı (!)

    Eşini - makul  sınırlar içinde olmak şartı ile - kıskananları  , aydın (!) görüşlü olmamakla suçlayan ,Dans,  tanışırken el öpme , ... gibi adetlerle - kıskançlık zaten çağ dışı - erkeği eşini kıskanmaktan alıkoyan  , kadını ;  sekreter ise müdür- patrona, hostes ise  pilot-yolcuya ,garsonluk ile her seviyeden insanlara ..., hizmet ettirten ,  Ekonomik özgürlük adı altında kadınları erkeklerin hizmetine , her ne adla olursa olsun , amade kıldırtan ,

    Kadını  kendi isteğine göre değil , modacıların kararı ile giydirten , saç,  boya-badanasına başkalarının karar verdiği şekilde yatırtan , soyunduruldukça- eğitim ve kültür seviyesi hiç önemli değil - çevresince ilgi çekeceği  mantığını kadınlara kabul ettirten bir sistem ,...

     Recep  Tayyip Erdoğan temmuz 2003'te bir yemekte çatalı  sağ elle tutunca  az  daha çağdışı kalmış biri olarak ilan ediliyordu...batının yemek tarzını halka empoze edenler İslam'ın   yemek adabını  küçük  görüp , yadırgamaktadırlar. " İslam  insanları robotlaştırıyor, yemekten yatağa dek karışıyor ." diyenlere ...sormalı , batının robotu olmayı " çağdaşlık " adı altında insanlara empoze edip  kabul  ettirtmeye  çalışanlar İslam'ın  edebine olan bu düşmanlıklarını ne ile açıklayabilecekler acaba...!?

      ABD işgal kuvvetleri Irak'ta alaturka tuvaletlerin üstüne, ortasına delik açtıkları bir sandalye koyarak  onları alafrangalaştırırlarken aynı  durumu  bir türkün yaptığını düşünün ve basının olayı değerlendirme tarzını  düşünün...,

    Türk erkeklerinin " bastırılmış cinsel duygularından ..." bahsedilir...! Bundan  kasıt  cinsel eğitim yoksunluğu ise buna itiraz yok ,belli seviyede bu eğitim verilmeli , ama amaç cinsel özgürlükse (....) o zaman  iyi niyetten söz etmek imkansızdır...çocuk yaşta - reklam,dizi-film-sinema-basın ekseninde cinselliğe yönlendirilen batı insanının içler açısı hali ortadadır; Bastırılmamış cinselliğin sonuçlar : İngiltere denince akla gelen ilk şey homo erkekler ve genç yaşta  - evlenmeden - , ilkokullarda hamile kalan  , bakireliğini  kaybeden kızlar...Yunanistan ; erkeklerin % 20 'ye yakını homoseksüel...aile içi sapıklıklar , ensest ilişkiler ,lezbiyen veya hayvanlarla cinselliğe yönelen - hatta evlenen ;  İngiltere'de bir kadın - ... bir medeni (!) toplum...

     Bu   kompleksten , kendini küçük  görme  huyundan bir an  önce vazgeçip bir an önce Osmanlı torunları olduğumuzu hatırlamalı ve kendimize gelmeliyiz.

Yorumlar (1) :: Yorum Gönder! :: Bağlantı

<- Önceki Sayfa :: Sonraki Sayfa ->
saat
diğer
"Kendi feryadımdır ancak,ses veren feryadıma Kimseler yok;yardan,aşinadan hal-i diyar. Nerde yaranım?dedikçe ben,bülend avaz ile Nerde yaranım? diyor;vadi,bayaban,kûhsar." M.Akif ERSOY
tasarım
bu şablonu blogcu ilyS hazırlamıştır. sayfa themesi sadece blogcu ilySa aittir.